Kadıköy'den Moda'ya

İyi ki kendimi İstanbul'da turist gibi hissediyorum. Her yeni gördüğüm sokak, yemek, dükkan heyecanlandırıyor beni. Mesela bugün bir sahafta Müslüm Baba'ya rastladım. Sonra bir baktım Koço'da rakı içiyorum...

Teşekkürler LAHANA !

Turşu mevsimi geldiyse biri bu kızı tutsun! Her seferinde 1 kg deyip 3 kg turşu alıp çıkıyorum. Bamyanın minnoş bedenine sığdırdığı lezzeti, lahanın çıkardığı gacur gucur sesi seviyorum. Seni seviyorum turşu.

PALAMUT BAHARI

Beril deniz kıyısında ve balık pazarında gezmeye bayılırdı. Kasa kasa balıklar, ahtapotlar, sübyeler ve balıkçıların çıkardığı sesler çok hoşuna giderdi. Güzel bir şarkı gibi gelirdi ona bütün bu olup bitenler.

BODRUM PAZARI

Küçük kıvırcık saçlı kız yine bir gün kendini pazarda kaybetti. Her şeyi almak istiyordu. Sebzeler, meyveler, baharatlar, zeytinler yüzünden başı dönmeye başlamıştı. "GEL ABLAM GEL" diye bağırıyorlardı. Pazarcı teyzeler sezon sonu kavunu kadar tatlılardı. Küçük kıvırcık saçlı kız onlara koşup sarılmak istiyordu. Ne yapmalıydı?

YAZ BİTERKEN

Tekne bizi Bodrum'un sakin koylarına çekerken, biz güzel bir masada Zeynep Ana'nın ellerinden bugüne kadar yapılmış en iyi en sade levreği yiyorduk. Mutluyduk, çünkü yanıbaşımızda deniz ve içinde umursamaz balıklar vardı.

Deniz kenarında efkar.

Yazları efkarlanmak da ayrı bir güzel oluyormuş...