Bodrum'a günübirlik Sürpriz

Bodrum'da tek bir gün ne kadar güzel geçerse, o kadar güzel bir gündü işte.

Masal Şehri: İsfahan

Bu yemyeşil, mis kokulu, büyülü şehir için bir Fransız şair "Esfahan; nısf-ı cihan" demiş, yani "İsfahan; dünyanın yarısı". Katılmamak elde değil. Çölleri aşıp vardığımız bu vaha, nehir kenarına uzanmış ağaç ve heykel dolu parklarıyla & güleryüzlü insanlarıyla hemen etkisi altına alıyor.

Nagsh-e Jahan Meydanı sanki bir masal. Firuze renklerin ardında eflatun bir gökyüzü ve at arabaları... Bu kocaman meydanı ve içindeki pazarı gezmeye doyamadım. İçerde gizlenmiş çok iyi antikacılar, ve onun içine gizlenmiş müthiş çayhaneler var. Biraz derinlere inin derim! Ayrıca pazarın içindeki Bastani Restaurant'ta etnik İran yemekleri yiyebilirsiniz.

İsfahan'a yarım saat mesafede olan Pir-i Bakran heralde beni İran'da en çok etkileyen mimariye sahip. 1300'lerde yapılmış bu "Buka" içerisinde uygulanmış 4 farklı yazı tipi ve birbirinden farklı seramik ve stuko sanatı gözlerimden yaş getirdi. Burası her seyahat firması tarafından gezilebilen bir yer değil malesef. Gitmeden araştırın, imkan bulursanız mutlaka görmeye çalışın.

Eski Şehir: YEZD

Şiraz'dan Yezd'e geçerken yolda kerpiçten yapılmış devasa buz kulelerini gördük. Toprağın altında bir bu kadar daha derinlik vardı. Ürettikleri buzları ve soğuk kalmasını istedikleri gıdaları bu alanda saklıyorlarmış.

Yezd'e vardığımızda abimle tertemiz ağaçlık sokaklarda tatlı bir yürüyüşe çıktık, ılık temiz havayı içimize çektik. "Lütuf" anlamına gelen Yezd dünyanın en eski kentlerinden biri kabul ediliyor. Şehrin büyük bir kısmı hala kerpiç yapılarla kaplı, nefis bir dokusu var. Ertesi gün sabahın erken saatlerinde gittiğimiz Sessizlik Kuleleri bizi hem görsel hem anlam derinliği açısından çok etkiledi. Eskiden Zerdüştler toprağı kirletmemek için, ölülerini alıp bu kulelerin tepesine bırakır akbabalara yem ederler, sonrasında da kemikleri alıp temiz temiz toprağa gömerlermiş. Burası ayrıca su mühendisliğinin en tepede olduğu yerlerden biri. Suyu ve ortamı temiz tutmak için yapılan 4lü ve 8li baca sistemleri kesinlikle görülmeli.

2. durağımız olan Atashkadah'ta (Ateş Tapınağı) 500 yıldır yanan ateşi gördük. (İlgili detaylar İsfahan sayfasında) Yezd'de görülmesi gereken diğer bir durak ise Mescid-i Cuma (Ulu Cami - 16.yy) Turkuaza doymak isteyenler ve seramikle ilgilenenler kesinlikle kaçırmasınlar. Mozaik + Stüko karışımı sanatın en iyi örneklerinden biri bu Cuma Camisi.

Ters Köşe: Persepolis

Şiraz'ın 60 km kuzeybatısında olan Persepolis herkesin bildiğinin aksine bir kent değil bir saraylar topluluğu. Yakın krallık ve toplulukların Nevruz döneminde bir araya gelip iş konuştuğu bir toplanma alanı diyebiliriz. Beni en ters köşeye yatıran ise saray düzeninin merkezi mimari üzerine kurulmamış olması. Adım attığın alanda kralın huzuruna çıkmak için bir sağa bir sola yöneliyorsun. Amaç "burada istediğin gibi yönlenemezsin, adamın algısıyla böyle oynarız" demekmiş.

Narenciye Kokulu Şiraz

Şiraz'da ilk durağımız olan narenciye kokulu bir saray bahçesine sahip "Naranjestan Museum" 'da sanki yüzlerce çiçeğin kokusunu aynı anda alıyorsunuz. Burası Şahların yakın çevresi ve ailesini misafir etmek için inşaa edilmiş bir saray. Bahçesindeki küçük dükkandan narenciye çayı ve lokumu almayı unutmayın!

2. durağımız 13.yy'ın tatlı dilli şair & filozofu Sadi'nin Türbesi. Bahçesi Şiraz gülleriyle çevrili yemyeşil su gibi bir alan. Mezar dediğin böyle olmalı diyorsun... Sonrasındaysa Sadi'nin şarapçı versiyonu olan Hafız'ın Türbesini ziyaret ettik. Burası bir o kadar güzeldi. Özellikle ailelerin çoçuklarıyla tekrar tekrar şair mezarlarını ziyaret ediyor olmalarından çok etkilendim.

Büyülü bir İran Yolculuğu

Abim ve ben uzun zamandır merak ettiğimiz İran'a doğru yola çıktık. İlk durağımız Tahran'daki "Reza Abbasi Museum" kesinlikle görülmesi gereken bir müze. 2. durağımız Meşhed'de ise "Estan-ı Qods" yani 8. imam Ali Rıza'nın Türbesini ziyaret ettik. Küçük bir şehir büyüklüğünde olan bu Türbeyi her sene şehrin nüfusunun 5 katı insan ziyaret ediyor.